17 Ağustos 2018 Cuma
Yusuf Tosun >> Suya Yolculuk
25.Nisan.2017 22:11

Su, cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden

“oluşmaktadır. Su, çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.”

(Prof. Dr. Masaru Emoto)

Uzun yolculuklarda en çok kitabın sayfaları arasında kaybolmayı severim. Bedeniniz bulutlar üzerinde seyrederken, ruhunuz kitabın uçsuz bucaksız evreninde yol alır. Kelimelerden kurulan hayallerle sonsuzlukta kaybolursunuz bir anda. Kendinizden kaçıp yeni ufuklara sığınırsınız böylece. Günlük koşuşturmanın had safhada olduğu metropol şehirlerde ancak bu şekilde bir parça rahatlarsınız.

Bu sefer de öyle oldu. Uçağımız İstanbul’dan Berlin semalarına yol alırken, ben de içinde sudan kelimelerin yüzdüğü hayal âlemine kanatlandım. Suyun sırlarını keşfetme yolunda hızlı bir gezintide bulundum. Mihmandarım bana “bir Hızır öğretisi” olarak “Su Kanunu” anlatmaya başladı. Her şeyi sudan yaratan Allah’a hamd ettim. Suya özel bir önem atfedildi ilk başta. Su derken bile hep baş harfi büyük yazılacak diye tembihledi. Mesela “Su’yun” yazarken ayırma işareti kullanılacaktı. Biliyorum, imla kurallarına aykırıydı ama “Su’yun” hürmetine kabul ettim. Bir de küçük fısıltı geldi kulağıma; “havada kapladığınız alan havaya göre daha hafif olursa uçarsınız. Suda kapladığınız alan sudan hafif olursa batmazsınız. Su üzerinde kalırsınız.” Bu “su kanunu” da kabulüm,  dedim.

Önce ledün ilmiyle başladık uzun bir sohbete. Ledün ilmi; gizli, saklı, sır ilim demektir, açıklaması geldi arkasından. Burada asıl olan “Batıni” ilimdir, denildi. Yani Allah tarafından verilen ilim… Hani yüce peygamberin; “şayet bildiklerimi bilseydiniz; az güler, çok ağlardınız.” ifadesinde kendini bulan “ilim” yani. Kültürümüzde bu ilmin halk içindeki öğreticisi Hızır’dır. Hani Hz. Musa ve Hızır (as) arasında geçen o meşhur hadise var ya. İşte tam da bahse konu ledün ilmi budur, açıklaması geldi. Aramızda uzun uzun bu hadiseyi mütalaa ettik ve her yaratılışta bir hikmet olduğu kanaatine vardık. Ve dahi Su’da bile ne hikmetlerin gizli olduğunu hatırladık.

“De ki: “Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir su getirir?” (Mülk, 30) ilahi öğretisi yeni nazil olmuş gibi irkildim. Yüce yaradanı tesbih ve tenzihde buldum kurtuluşu. Akleden için ne büyük felahtır bu ferman.

“Hiç düşündünüz mü bir sabah kalktığınızda suyunuzu çekilivermiş olarak bulursanız…”

Düşünülmesi bile dehşet verici. Bu durum mümkün mü? Evet, mümkün. Lakin bu durum canlı hayatının da bitmesi yani kıyamet demektir. Ama o merhametlilerin en merhametlisidir. Bu dünyanın Rahman’ı, öte dünyanın Rahim’idir O.

Dikkat kesildim birden bire; “Bilinenin aksine su; kokusu, tadı, rengi, ve şekli olan bir canlıdır.” Öyle ya; kokusu var fakat onu tariften aciziz. Tadı da öyle…Yoksa sıcak yaz günlerinde iftarda kana kana içtiğimiz suyun o tadı yok mu? Aynı şekilde insanın içini açan, dinlendiren deniz, göl ve akarsuda yer alan suyun o muhteşem rengini hangi renkle ifade etmeli? Öyle bir renk ki; tarife aciziz yine.  Şekli de öyle. İstediğin şekle sokmak sana bağlı değil mi? Evet su; kokusu, rengi ve şekli olan bir canlıdır. Hem de öyle bir canlıdır ki; yerküredeki canlı-cansız her şeyin yaşam kaynağı.

Dünyadaki her şey ile birlikte muhtemeldir ki; dünya da sudan yaratıldı. Yoksa “Biz her şeyi sudan yarattık.” (Enbiya 30) yüce buyruğunu nasıl izah edeceğiz? İşin doğrusu dün de, bugün de bulgular o yönde.

Suyun kimyasal olarak olağanüstü boyutuna da uzun uzadıya değindik. Başlı başına bir alan… Ona şimdilik girmenin imkânı yok. Ancak şunu söylemek mümkün; suyun muhteşem bir hafızası var ve o hafızanın yansımalarını yaşıyoruz gündelik hayatımızda fakat farkında değiliz. Farkında olmadığımız içindir ki; bedelini hayatımızla ödüyoruz.

Bunu fark etmek için öncelikle suyun canlı bir varlık olduğunu kabullenmemiz gerekiyor. Akabinde suyun yansımalarını hissetmemek elde değil. Onunla konuşabilir, anlaşabilirsiniz. Kızdığınızda onun kalbini kırıp şeklinin değiştiğine, sevdiğinizde de sevginizin karşılığını bulduğuna şahit olabilirsiniz. Bu durum deneylerle kanıtlanmış durumda. Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto bunu ispatlayanlardan:

“…Su kristalleriyle yaptığım deneylerin de desteklediği bir veridir. Aynı su örneğinin yanına, birisinin üzerinde ‘sen güzelsin’ diğerinin ise ‘sen çirkinsin’ yazan iki etiket koyduğumuzda, su örneğinin ortaya koyduğu kristaller çok güzel olmaktadırlar.”

Bulutlar üzerinde seyreden yolculuğun suya yansıyan resmini ancak bu şekilde kayda geçirebiliyorum. Akabinde yerküreye dâhil olup Uluslararası Berlin Su Fuar Ve Kongresinde yeniden suyla yüzleşiyorum. Ki öteden beri fuarlar; karşılıklı etkileşim, tanışma ve dolayısı ile teknolojik alışverişin canlı olduğu arenalardır. Böylesi uluslararası panayırlardan fazlasıyla istifade etme zamanı…  bu duygularla kadim su kültürünü bünyesinde barındıran İSKİ Fuar standında bol bol soluklanıyorum. Bu arada dünyanın emeğinin buluştuğu bu arenada ne kadar yer tuttuğumuzu hesaplıyorum. Hepsi mühendislik zekasının ürünü… Çalışmış, çabalamış ve üretmişler. Şimdi de tepe tepe pazarlıyorlar teknolojilerini adamlar. Ya biz? Sadece seyrediyoruz! Oysa onlardakinin fazlası var bizde, eksiği yok! Lakin teşvik, istikrar ve yerli-milli olana teşvik bilincinin gelişmesi gerekiyor. Tez elden kendimize, kendi içimize dönmemiz şart! Acil bir eylem ve yol haritasına ihtiyacımız var.

Enva-i çeşit su teknolojilerinin sergilendiği hollerde ise su üstüne söyleşiyoruz uzun uzun. Suyun beraberinde getirdiği teknolojik dünyanın büyüsüyle hayretlerdeyiz. Su üzerine yazılmadık ne kaldı ki şimdi de şekilden şekle sokuyoruz onu. Kimileyin açık kanaldan, kimileyin kapalı tünelden, kimileyin de yüksek basınçlı borulardan pompalayarak akıtıyoruz suyu. Neredeyse suyun canına okuyoruz sahibine ulaştırıncaya kadar. Bu kadar işkence niye?

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...