17 Ekim 2017 Salı;
Celâl Fedai - Yazarlar >> Siyasette CHP style
24.Nisan.2017 14:31

Fransızlar, Oscar Wilde’ın sanat ve sosyete çevrelerini etkileyen hallerine bakarak uydurmamışlar elbette bu tabiri: Burjuvaları etkilemek (épater le bourgeois). Gerçi Wilde’ın bu konuda eline Bernard Shaw gibiler su dökebilir ancak lakin çok eski bir aksiyondur burjuvaları etkilemek. Burjuvalar yokken de Batı’nın saray ve sanat çevrelerinde erkeklerce, sık sık başvurulur bu etkileme yöntemine. Tahmin edilebileceği gibi kadınlara yönelik olarak… Derebeyi ya da eski kılığıyla aristokrat, her zaman alacağını alır. Bu nedenle de bir çeşit metres ekonomisi gelişir Batı’da. Kurtizanlar, metresler, kokotlar… Hangi adı tercih edersek edelim “kadın”, ister kur yapılsın ister “el altında tutulsun”, Batı dünyası için siyasi bir “malzeme”dir de. Erkekler kendilerini onlara beğendirmeye çalışır gibidirler görüntüde. İşin aslındaysa kendi iktidar mücadeleleri için kadın yalnızca bir çeşit enstrümandır. Kimseyi inandırmak niyetinde değilim. İsteyen Werner Sombart’ın Aşk, Lüks ve Kapitalizm’ini açar okur.

Geçmiş böyle de günümüz farklı mı?

Sanatta Picasso’ya bakmak yeter…

Kendini bir ressam olarak Rembrandt ya da Goya’yla kıyasladığında olsa olsa bir “halk eğlendiricisi” olarak gördüğünü itiraf eden Pablo Picasso, “burjuva eğlendiriciliği”nin geçen yüzyıldaki en namlı adıdır. Yaptığı itiraf, kendisini affettirir cinstendir: “Zevk-i selîm sahipleri, zenginler, aylaklar ve düşünürlerin hepsi sanatta yeni, ölçüsüz, rezaletvâri bir şeyler ararlar. Ben ise kübizmden itibaren aklımdan geçen her türlü tahrik edici tuhaflıkla bu bilgiçler ve münekkitlerle eğlendim; onlar onu ne kadar az anladılarsa o kadar daha fazla hayran kaldılar. (…) Ama kendimle yüzleşince, kendimi kelimenin klasik anlamında bir sanatçı olarak görme cesaretim yok. Giotto, Titian, Rembrandt ve Goya sanatçıydı. Ben ise sadece çağını kavramış olan ve ayrıca çağdaşlarının aptallığını, kibrini ve lakaytlığını becerebildiği kadar kullanan bir halk eğlendiricisiyim.” diyebilmiştir Picasso. Marcel Duchamp’ın pislik edebiyatını, Andy Warhol’um eşcinselliği taçlandırışıyla kıyaslanırsa pek masum kalır. Tarkovski’nin ölçülerine göreyse, “adının tüm prestijine rağmen hiçbir zaman sanata ulaşamamıştır.”

İyi de bizim bildiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi’yle bunların ne ilgisi var?

İlgisi aslında çok açık.

C.H.P., bir burjuva partisidir ve siyasi tavır itibariyle oldukça kadınsıdır.

Bir burjuva partisi olduğu, durmadan burjuvaları tahrik eden girişimlerinden bellidir.

Bir burjuva nasıl mı tahrik edilip harekete geçirilir?

Elbette hazları elinden alınmakla.

Burjuvalar genellikle türlü narkotiklerle hayatlarını sürdürürler. Keyif sahibi adamlardır. Oysa onlar kendilerinin zevk-i selim sahibi olduklarını iddia ederler. Sözgelimi sanattan, edebiyattan, felsefeden onlar anlar. Cemal Süreya, “Onlar İçin Minibüs Şarkısı”nı böyleleri için yazmıştır ama sorsanız onlar, kendilerini değil eleştirdiklerini bulacaktırlar bugün bu şiirde:

İçlerindeki sevgi insanları atlayarak hayvanlara yönelmiştir
Özellikle kedilere ve köpeklere karşı iyice duygusaldırlar
iki gözleri iki çeşme,
Öldürmemektir felsefeleri bir karıncayı bile,

ama yaşatmayı bilmezler.

 

Nasıl bulmasınlar ki…

Bir burjuvanın hayatında sorumlu yoktur. Atası derebeyleri, haçlı seferlerine şövalyeleri salmıştır. Kendisi rahatını sürer. Sonra da onların maceralarını önemsemez hatta alay eder.

Türkiye’nin ‘tarihi kaderi’nden uzak düşmesinin tek nedeni, C.H.P. tarzı siyasettir.

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Şiar’dan Kudüs dosyası Şiar’dan Kudüs dosyası   Serap Kadıoğlu yönetimindeki Şiar dergisi, “Kudüs ...
Özlem Karapınar yazdı… Özlem Karapınar yazdı… Emre Ergin’in 2014 yılında Dedalus Yayınevinden ...
Akif üzerinden yakın tarih okumak Akif üzerinden yakın tarih okumak Tire Yayınları, Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz ...
Vicdan Manzaraları Vicdan Manzaraları Öyle bir dönemdeyiz... Konuşulacak, konuşulması gereken ...
Hüseyin Karaca yazdı… Hüseyin Karaca yazdı… Bir diğeriyle kurduğumuz ilişki ve iletişim, ...
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...