25 Haziran 2018 Pazartesi

Bugünün sorunu ülkeler arası anlaşmazlıkların tarihine uygun seyreden savaşlar değil, adı konulmamış, literatüre girmemiş, tanımlanmayan savaşlar karşısındaki insanların belirsiz durumudur.

———————————————————————————————————————————————-

Geçen Cumartesi günü T.Y.B İstanbul Şubesinde idik. Bol bol şiir okuduk.

Kızlarağası medresesi hıncahınç dolu.

Tabi bir de konu “savaş” olunca heyecan dorukta.

Kılıçlar çekilmiş, nefesler tutulmuş, eller tetikte…

Savaş değil savaşın edebiyatını yaptık.

Belki bu yangını söndürürüz diye şiir okuduk.

Bilmiyorum ama seyircilerin içerisinden bir ablanın söylediği sözü söyleyeyim size: ‘Bu şiirlerle bu yangın zor söner!’.

Abladır deyip geçebilirsiniz, lakin yabana atılacak bir söz değil bu.

Kendimi bir tarafa bırakırsam ben yangın söndürebilme kudretine sahip şiirler olarak şu şairlerin okuduğu şiirleri gördüm: Yağız Gönüler, Hüseyin Karaca, Şakir Kurtulmuş, Bülent Parlak ve Özcan Ünlü…

Bir de bu memlekette kadın şairlerin köklerine kıran mı girmiş ki bir tek dahi kadın şaire yer verilmemiş.

Sordum bunun sebebini bir yetkiliye. Söylediği manidardı. Şöyle yanıtladı: “Savaş erkek işi!”

Ne alakası var, biz Şerife Bacı’ların torunları değil miyiz diye haykıracaktım, ama vazgeçtim.

Silah icat oldu mertlik bozuldu” sözünü hatırladım birden.

Ne güzel söylemiş Köroğlu diyesim geldi.

Sonra yine Köroğlu’nun şu unutulmaz dizelerine uydurdum adımlarımı: “Mert dayanır namert kaçar/ meydan gümbür gümbürlenir/Şahlar şahı divan açar/ Divan gümbür gümbürlenir”

Şiir de mertlik istiyor; şiir de cepheden kaçmayacak, ganimet sevdasından nöbet yerini terk etmeyecek yürekler istiyor.

Bu yürek yoksa meydanlar da gümbür gümdürdemiyor.

Geriye kuru gürültü kalıyor.

“Gazze’ye Şiir Yazılmaz” diyen şairi bir kez daha gönülden alkışlıyorum. Gazze’ye, Şam’a, Bağdat’a, Kudüs’e, Kabil’e şiir yazılmaz; bu kentler için sadece ölünür.

Ölmeyi göze alamayan, şahadeti yüreğine yerleştirmeyen zaten bu uğurda şiir de yazamaz.

Ne de olsa şair olmak şahit olmaktır.

bir şeyin en canlı tanığı olabilmenin yolu şair, yani şuur sahibi, bilinç ehli olmaktan geçer. Şehit de en büyük şahittir.

T.Y.B İstanbul Şubesi’nin 6.sını düzenlediği “Edebiyat Mevsimi” dünya gerçeklerine bigane kalmamak gerektiği konusunda hepimizi ikaz ediyor. Edebiyatçının fildişi kuleden başını kaldırıp şöyle gerçek dünya ile ilişki kurmasını, sorumluluklarını hatırlaması konusunda ihtarda bulunuyor.

Savaşla yaşamaya alışmış, televizyonlardan savaş sahnelerini fındık fıstık yiyerek seyretmeye alışmış insanları duyarlığa davet ediyor.

Bunu yaparken de insani damarı güçlü tutmaya önem veriyor.

Zira programın çizgisi militarizme, faşizme, ırkçılığa kaçmayan insani bir çizgi. Programa dahil olan konuşmacılar daha geniş kesimlerden seçildiği taktirde öyle zannediyorum ki etkinlikler daha verimli olacaktır.

Bugünün sorunu ülkeler arası anlaşmazlıkların tarihine uygun seyreden savaşlar değil, adı konulmamış, literatüre girmemiş, tanımlanmayan savaşlar karşısındaki insanların belirsiz durumudur.

Soğuk savaşlar, kültür, medeniyet ve iletişim savaşları, içe doğru sınırlarını genişleten nefis savaşları gibi savaşlardır.

Şayet bu savaşlarda pozisyon belirleyemezsek toprak kazanımına dayalı savaşların içerisinde barışı bulabilmemiz mümkün olmayacaktır.

Dostumuzu ve düşmanımızı bile belli odakların belirlediği bir dünyada yaşıyoruz. Savaşların sebebi görünür olanın çok ötesinde.

Daha doğrusu, savaşların anlaşılır bir sebebi de yok.

Sebep çoğunlukla sonuçtan sonra geliyor ya da üzerine iliştiriliveriyor.

Söyleyin şimdi neresinden tutup da ele alacağız bu savaş konusunu,zira neresinden tutsan ateş alıyor.

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...