21 Ağustos 2018 Salı;

“Bizim sanatımız dediğimiz Doğu sanatı, Batı sanatının aksine faydaya dayalıdır. Doğu sanatında ahlakî olan gözetilir. Sanat olarak ortaya koyulan şey, mutlaka bir ihtiyaca karşılık vermelidir.” 

—————————————————————————————————————————–

Sanat üzerine söylenilen her söz tazedir. Çünkü sanat üzerine yapılan tartışmalar, beyan edilen görüşler her zamanda yeniden gündeme getirilebiliyor, yeniden üzerinde bahis açılarak farklı yaklaşımlar elde etmeye çalışılabiliyor. Bununla beraber sanata ilişkin oldukça kaygan bir zeminde yürüdüğümüz gerçeğini de göz ardı etmemek gerek. Sanata ait olan terimleri bir çırpıda kullanabiliyoruz: Figür, estetik, renk, ahenk, detay, klasik, proporsiyon, ritm, siluet, tezyinat gibi. Fakat bu kavramlara ilişkin zihnimizde kuşatıcı bir oluşum ya da tanımlama olmuyor. Böyle olunca sanata dair de doyurucu bir açıklama yapamıyoruz. Sanata kuşatıcı, derinlikli bir açıdan yaklaşamıyoruz. Kısır bir döngü hâlinde, ezberden giden sanat tanımlamalarımız, açıklamalarımız var. Bunun en büyük sebebi, sanatın hayatımızın içinde o kadar olması ama bir o kadar da hak ettiği değeri görmemesi sanırım. İnsan göre göre, duya duya dikkati artacağı yerde duyarsızlaşıyor, hakkında bilgi sahibi olduğunu sandığı şeyi aslında bilmediğini idrak edemiyor neticede. Lekesiz, bu menfi durumu görerek sanata nereden bakmamız gerektiğini belirtiyor ve nerede durmamızın bizim sanat anlayışımız açısından uygun olacağının altını çiziyor. Türkiye’de sanat eleştirileri konusunda akla ilk gelen isimlerden biri olan Lekesiz’in gerek tavsiyelerini, gerekse de uyarılarını görmezden gelmek mümkün değil. Yeni çıkan kitabı Sanat Ve… adını taşıyor. Kitabın isminin sonuna koyulan üç nokta benim için sanat ve ötesi anlamını ifade ediyor.

Lekesiz’in Şule yayınlarından çıkan Sanat Ve… kitabı iki bölümden oluşuyor: Sanat ve Arayışlar, Sanat ve Edebiyat olmak üzere. Lekesiz’in kitaplarını okumaya koyulan okur, parçadan bütüne doğru yolculuk edeceğini bilmelidir. Ne tamamen parçacı ne tamamen bütüncüdür Lekesiz. Parçadan bütüne, bütünden parçaya işler anlatacaklarını. Kelâm, Tasavvuf, Musikî, Edebiyat, Hukuk, Mimarî, Güzel Sanatlar gibi alanlarda yolculuk edeceğini de baştan bilmeli ve kabul etmelidir okur. Yoksa okuyacaklarının ağırlığından kaçabilir ya da kafası karışabilir. Kitabın içeriğine/başlıklarına bakıldığına demek istemeye çalıştığım şey kendini belli edecektir: Sanat ve Sufîlik, Mimarînin Doğru Bakışla Terbiyesi, Sanat ve Ahenk.

Bizim sanatımız dediğimiz Doğu sanatı, Batı sanatının aksine faydaya dayalıdır. Doğu sanatında ahlakî olan gözetilir. Sanat olarak ortaya koyulan şey, mutlaka bir ihtiyaca karşılık vermelidir. Lekesiz bu açıdan yaklaşarak Batı sanatı ile Doğu sanatı arasındaki farkları ortaya koyar. Sanat bir iç terbiyedir. Sanatı içselleştiremeyişimiz, ona sadece kabuktan bakışımız, özünü yakalayamayışımız sanatı öksüz ve yetim bırakmamıza neden oluyor.

Ömer Lekesiz’in anlatımında iknâ edici bir yapı vardır. Sözcüklerin kökenine inerek, konuyu açmaya, anlaşılır kılmaya çalışır. Sîret ve suret kelimeleri üzerinden anlatılan sanat bunun en güzel örneğidir. Hakkında eleştiri ya da açıklama yapacağı konuda yer yer tecrübelerini de paylaşır Lekesiz. Sanat ve Rüya ilişkisini anlattığı sayfalarda, kendisinden iyi bir kitap tavsiyesi isteyen gence, tavsiye olarak söylediği A’mâk-ı Hayâl ile Sen de Rivayet Etsen kitapları üzerinden anlatır anlatacaklarını. “Mazmunları unuttuk, dilsel simgeleri bilmiyoruz, Istılah-ı Edebiyye’den haberimiz yok. Şairin ay ve yıldızdan söz ettiği yerde aslında Hz. Peygamber’den ve Çehâr-yâri Güzin’den söz ettiğini bile bilmeyince söz konusu metinler okuyanlara zevk vermiyor.” “A’mâk-ı Hayâl ile Sen de Rivayet Etsen’i bu rüya terbiyesi içerisinde okuduğumuzda ancak o metinler kendilerini bize açabilirler çünkü onlar rüyayı bilinen bir bilgi olarak değil, bilginin tarzına bağlı olarak merkeze almışlardır.”

Sanat Ve… kitabında sanatın neliğine ve sanatçının kimliğine dair açıklamalar yer alır. “Sanat bir istidattır. Dolayısıyla bir kazanma değil, bir ilahî vergidir ki, bunun sanatçılara olan isabeti de eşit değil, derece derecedir.” “Sanatçı istidadıyla başkalarına üstünlük kuran değil onlara nazaran bir farka eriştirilmiş olandır; dolayısıyla sanat da başkalarının yapamadığını yapabilme üstünlüğü değil, istidadının hakkını verme mecburiyetidir.”

Ömer Lekesiz, ayet ve hadisler ışığında meselelere açıklama getiriyor. Geriye dönük bilgilerini kullanmayı ihmâl etmiyor. Bunun yanında tecrübeleri neticesinde edindiği bilgileri, gezerek-görerek edindiği bilgileri de okur ile paylaşıyor. Okur kitabı okuduğunda zengin bir bilgi akımının kendisinde kaynadığını fark ediyor. Bu kaynama zamanla demlenerek, özümsenmeye başlıyor. Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e, Mustafa Kutlu’dan Cahit Koytak’a kadar derin inceleme ve analizler yapan Lekesiz, bu yazarlarla henüz hiç tanışmamış olan okurlara değerli bilgiler sunuyor. Yazarların hem şahsiyeti hem de eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler edinen okur, Lekesiz’in eleştirileri vesilesiyle de eserlerdeki incelikleri ve eksiklikleri fark ediyor. Belli bir tür ya da yazar üzerine araştırma yapan birisi için kitabın Sanat ve Edebiyat başlıklı kısmı oldukça yararlı olacaktır. Ayrıca eleştirinin sevmediğine, beğenmediğine eseri iyi olsa bile kötüleme hakkını verdiği, beğendiğine ve sevdiğine ise eseri kötü olsa bile övgüler yağdırma olarak görülmeye başlandığı zamanlarımızda Lekesiz’in kaleminden okuduklarımız doğru eleştirinin nasıl olması gerektiği fikrine götürüyor bizi.

Sanat Bizim Neyimize kitabı için düşündüklerimi Sanat Ve… kitabı için de düşünüyor ve yineliyorum: Kitabı okurken salt bir kitabı değil, birden fazla kitabı bir arada okuyormuş hissine kapılıyorsunuz.

 

Hatice Ebrar Akbulut; Kaçak Yolcu için yazdı…

 

 

 

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...