21 Ocak 2018 Pazar

İslami hassasiyeti olan, Müslüman kimliğiyle siyaset yapmaya çalışan zümrenin miladı şüphesiz her anlamda AK Parti iktidarıdır. Bu öyle bir milad ki, İslami bir gelenekten gelenler daha önce hiç olmadığı kadar baskın bir biçimde iktidar oldular ve zaman içinde de iktidar alanlarını genişletip pekiştirdiler. Aynı zamanda Türkiye toplumunun mütedeyyin, dindar kesiminin tamamını az ya da çok bir değişime ittiler. Fakat gelinen noktada bu zihinsel dönüşüm hayırlı bir istikamete yol alıyor gibi görünmüyor.

Bundan iki üç yıl öncesine kadar, ısrarla geçiş dönemlerinde böyle savrulmaların yaşanabileceğini düşünüp, dillendiriyordum ama artık iyimserlikle tevil edilecek kıvamı çoktan geçtik anlaşılan. Özellikle bu iktidar süresince elde edilen imkanlarla oluşan sermaye birikimi; yaşam standartlarından evlerdeki dekorasyona, sosyalleşme mekanlarından bu mekanlardaki yeme-içme kültürüne, ticaret algısına kadar zihinsel ve pratik bir evrimi işaret ediyor. Dolayısıyla, artık “sözüm meclisten dışarı” diyerek konuşmanın zamanı da geçti. Tersine tüm sözlerin, tüm bakışların meclisin içine yönelmesi acil ve öncelikli bir durum arzediyor. Aman kırıcı olmayalım, birbirlerine düştüler görüntüsü vermeyelim, içimizde halledelim diye sustukça ağızlar ve kalemler; hakikatin, özün üzerindeki örtü gittikçe kalınlaştı ve artık neredeyse neyi örtbas ettiğimizi yani örtünün altındakini de unutacak hale geldik.

AK Parti içindeki katmanlı yapı, belediyelerdeki çığırından çıkmış işleyiş, İslami kesim içinde daha önce hiç olmadığı kadar ekonomik anlamda oluşan sınıfsal yapı (artık islami camia içinde sivrilmiş bir ‘yeşil Türk’ zümresi var!), mahallenin medya kurumları ve kalemlerindeki ileri derecede iktidara endeksli yapılanma, eleştiriye karşı aşırı tahammülsüzlük…

Yaşananlar gösteriyor ki yıllardır resmi ideolojinin “sağ”da eritmeye çalıştığı İslami kesim; kavramları, zihinsel kodlarıyla önce “söz”de ve maalesef  özellikle son on yılda “öz”de kendi isteğiyle eridi “sağ”ın potasında. İslami kesimin partisine, medyasına, cemaatine, derneklerine, iş adamlarına bir bakın ve söyleyin; selamlaşırken “Selamün Aleyküm” demelerinden başka iş tutuş biçimlerinde, günlük yaşantılarında, ilişkilerinde İslami hassasiyete dair bir iz görebiliyor musunuz?

Bugün anlaşılıyor ki “İslami” bir gelenekten gelen siyasetçiler ve bu paraleldeki yazar-çizerler, entelektüeller yani kanaat oluşturma pozisyonunda olan kişiler, toplumun zihin kodlarının dönüşümünde büyük bir rol oynamışlar. Gelinen noktada İslami siyasetten, Müslüman duruşundan, dini ilkelerden bahsetmek öyle pek de matah olmayan ve hatta artık siyasette yeri de olmayan kavram ve unsurlarmış gibi algılanıyor. Yaşantı ve düşüncede seküler zihniyet, tam bir laiklik hakim.

Bu zihniyetin son ve en somut örneği, geçtiğimiz günlerde Mavi Marmara üzerinden başlayan tartışma oldu. “Mavi Marmara’daki manyaklar” ifadesinin altında “İslami hassasiyetlerle falan ülke yönetilmez. Bu işler duygusallıkla olmaz. ABD ile İngiltere ile, İsrail ile iyi geçinmek lazım. Ülkenin çıkarı neyi gerektirirse onu yapmak lazım”düşüncesi yatıyor. Bu da olaylara ve olgulara sığ, sağ ve tam da bu nedenlerle pragmatist bakan küçük bir zihnin dışa vurumu. “Vatandaş namazını kılsın, dini geleneksel bir doku olarak yaşasın, yaşatsın yeter! Devlet yönetimine falan karıştırmayın bu işleri” diyor, açıkça. İslami ilkeleri geçin; sağdan sağdan gidelim!..

Amaca ulaşmak için her yol mübah diyen küçük zihinler, tüm davranışlarını bu doğrultuda şekillendiren ve tam da bu gerekçeyle “otoriteden izin alınmalı” diyen FÖTÖ ile nasıl da güzel yanyana düşüyor.

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...