17 Ekim 2017 Salı;

Referandum sonrası Türkiye’yi ne bekliyor?

Türkler, ülkeye cumhurbaşkanlığı sisteminin getirilmesi için ‘evet’ dediler. Referandumda 18 maddelik bir anayasa değişikliği sunulmuştu. Analistler, cumhurbaşkanına geniş yetkiler veren yeni anayasanın ‘liberal olmayan demokrasi’nin fikirlerini yansıttığını vurguluyorlar ve buna göre kazanan her şeyi elde edecektir. Referandumdan çıkan bu sonuç Batıyı hiç de memnun etmiş görünmüyor. Alman politikacılar, bu Anayasa değişikliğinin Türkiye için ebedi olarak Avrupa Birliği kapılarını kapatacağını ifade ettiler ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişi ile ilgili görüşmelerin durdurulması çağrısında bulundular.

Recep Tayyip Erdoğan ise, Anayasa değişikliğinin ülkede istikrar ve refah için gerekli olduğunu savunuyor.

Türkiye için çok önemli olan bu referandumun sonuçlarını RUDN Üniversitesi Stratejik Araştırma Enstitüsü Direktör Yardımcısı Nikita Danyuk ile konuştuk…

———————————————————————————————————————————————

-               Bu sonuçlar, Türkiye’nin girmeyi çok istediği Avrupa Birliği ile öte yandan da Rusya ve diğer ülkelerle olan ilişkileri nasıl etkileyecek?

İlk olarak, referandum sonuçları şüphesiz Erdoğan ve ekibinin bir zaferidir. Elde edeceği yetkiler sayesinde parlamento ve yargı üzerinde büyük bir hakimiyet kurabilecek. Bu, şu demektir: Artık Türkiye’de başında Erdoğan’ın olacağı aktif bir siyaset çizgisi oluşacak. Başka bir deyişle bu referandum bir sınır çizmiştir ve Erdoğan iki dönem daha cumhurbaşkanlığı yapabilecektir. Bana göre, asıl amacı da buydu.

Diğer yandan, Türkiye içinde toplumsal bir parçalanmayı gözlemek mümkündür. Referandum sonuçları Türkiye’deki farklı siyasi grupların, Erdoğan taraftarları ve karşıtları olarak ayrışmasına neden olmuş ve taraflar arasındaki gerginliği kuvvetlendirmiştir. Taraflara baktığımızda ilk olarak Atatürk’ün bıraktığı laik devlet prensiplerini savunan kemalistlerin pozisyonları zayıflıyor. Ve buna bağlı olarak, Türkiye tarihi bakımından her zaman istikrar ve güvenliğin garantörü olarak görülen, devlet yapısının temeli olan askerler de iktidarlarını kaybetmişlerdir.

Dış dünya ile ilişkilere gelince, ilk olarak Avrupa Birliği bu olaylardan önce de Türkiye’yi Avrupa’da istemediğini söylemişti. Erdoğan ve Avrupa Birliği liderleri arasındaki ilişkiler referandumdan önce de gergindi. Ve bana göre Türkiye de nihayet bu durumu kabullenmiş ve AB üyesi olamayacağını anlamış görünüyor; Brüksel’in tüm vaatlerine rağmen.

Ve her şeyden önce Almanya-Türkiye ilişkileri… Hollanda’da, Almanya’da olup bitenleri hatırlıyoruz. Tabii ki referandumdan sonra bu ilişkiler iyileşmemiştir, tam tersi daha da kötüleşmiş olabilir. Örneğin, Fransa başkan adayı Emmanuel Makron, Türkiye’de olup bitenlerin kendisini tedirgin ettiğini ifade etmişti. Ve genel olarak Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri bundan sonra belli bir kriz döneminden geçecektir.

Avrupa Birliği ile ilişkilere orta vadeli perspektiflerle bakılırsa, burada her şey Erdoğan’a bağlıdır. Darbe girişiminden sonra olduğu gibi siyaset zeminindeki muhaliflerini tasfiye etmeye devam ederse eğer, muhtemelen Avrupalı politikacıların Erdoğan’a karşı eleştiri dalgası devam edecektir.

ABD ile durum oldukça ilginçtir. Bir yandan, yakın bir zamanda Türkiye ve Amerika arasında resmen bir uçurum vardı. Türkiye, ABD için bu bölgenin kalesi durumunda olmasına rağmen. Şimdi Erdoğan yeni başkan Donald Trump ve ekibiyle siyasi diyalog kuracaktır. ABD’nin yeni lideri, Avrupa’nın değerleri olan özgürlük, demokrasi, hümanizm prensiplerini önde tutan bir profil çizmiyor. O da kendi milli çıkarlarını gözetiyor. Dolayısıyla bana göre böyle bir diyalog kurulabilir.

Ülkemize [Rusya] gelince, bizim için bu seçim sonuçları büyük bir önem taşımıyor. Daha önce görmüştük ki Erdoğan zor bir partnerdir. Uçak olayından sonra devletlerimiz arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmişti… Ama yine de Türkiye yönetimi, Rusya olmadan Yakın Doğu bölgesinde çoğu sorunun çözümünün imkansız olduğunun farkındadır. Bunun dışında bölgede Rusya gibi güçlü bir oyuncu ile devam edecek bir cepheleşme Türkiye’ye zarar verebilir. Bu yüzden mevcut ilişkileri canlandırmak daha iyi bir perspektiftir.

İki ülke arasındaki ilişkiler kesinlikle kriz öncesi seviyesine ulaşmış değil. Bunun en önemli sebeplerinden biri, Suriye krizinde farklı yaklaşım sahibi olmamız.

Yine de, Erdoğan anlaşması mümkün olan bir lider. Fakat attığı adımlara temkinli yaklaşmak ve koşulsuz bir güven duymamak gerek. Çünkü Türkiye’nin şu an bizim stratejik bir müttefikimiz olduğunu düşünmek yanlıştır. Şu an aramızda konjonktürel bir ittifak mevcuttur.

 

-               Orta ve uzun vadeli bir perspektifte Avrasya Birliği Türkiye için Avrupa Birliği’nin bir alternatifi olabilecek mi?

Bana göre, olmayacak. Avrasya entegrasyonu kendi doğal seyrinde ilerliyor… Ama Türkiye’nin Avrasya Birliği ülkeleriyle yakınlaşması mümkündür. Bu, Türkiye’nin bölgede atacağı adımlara ve Rusya’nın bu adımları nasıl karşılayacağına bağlıdır. Eğer bunlar bize karşı dostça adımlar olursa, eğer Türkiye, Rusya’nın bölgedeki gücüne saygı duyarak, onun çıkarlarına zarar verecek faaliyetlerde bulunmazsa bana göre bu yakınlaşma gerçekleşecektir. Ve bu yakınlaşma sonunda da potansiyel entegrasyon projesi hakkında söz edilebilecektir.

Ama şu anda Türkiye, bölgede lider rolüne erişmek için bazı güçler arasında (Avrupa Birliği, ABD, Rusya) dengeyi muhafaza ederek bağımsız bir oyuncu olmaya çalışacak. Bu rolü almak isteyen ülkeler arasında İran ve Sudi Arabistan da var fakat Türkiye en avantajlı pozisyona sahiptir.

Benim düşünceme göre Türkiye AB’den tamamen kopmayacak fakat AB’nin tam anlamıyla bir parçası da olamayacak.

Avrasya Birliği perspektifine gelince; her şey jeopolitik ve jeoekonomik konjonktüre bağlı. Ama potansiyel olarak böyle bir imkanın oluşması Türk hükümetinin atacağı adımlara bağlıdır.

 

Kaynak: https://www.pravda.ru/news/world/17-04-2017/1330970-danuk-0/

 

Alina Minsafina, Kaçak Yolcu için çevirdi…

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Şiar’dan Kudüs dosyası Şiar’dan Kudüs dosyası   Serap Kadıoğlu yönetimindeki Şiar dergisi, “Kudüs ...
Özlem Karapınar yazdı… Özlem Karapınar yazdı… Emre Ergin’in 2014 yılında Dedalus Yayınevinden ...
Akif üzerinden yakın tarih okumak Akif üzerinden yakın tarih okumak Tire Yayınları, Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz ...
Vicdan Manzaraları Vicdan Manzaraları Öyle bir dönemdeyiz... Konuşulacak, konuşulması gereken ...
Hüseyin Karaca yazdı… Hüseyin Karaca yazdı… Bir diğeriyle kurduğumuz ilişki ve iletişim, ...
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...