16 Aralık 2017 Cumartesi

Mursi’nin Filistin meselesinde aldığı tavır geleneksel Mısır dış politikasından farklı olduğunu gösteriyordu. Hamas ile El-Fetih arasında arabulucu rolü oynamak istemiştir Mursi.

—————————————————————————————————————————————————

 

Seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı…

Mısır’ın seçim yoluyla iktidara gelen ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin darbe yoluyla iktidardan indirilmesinin üzerinden bir seneden fazla geçti. Darbeden sonra Mursi ve birçok İhvan’ı Müslim üyesi tutuklandı. Tiyatro olarak nitelendirebileceğimiz bir yargılama süreci başladı. Mursi casusluk suçundan ve Hamas’la işbirliği ‘suçundan’ yargılanıyor. Savcılar idam talebinde bulundu. Tüm bunlar olurken eski diktatör Hüsnü Mübarek ise yolsuzluk ve göstericileri öldürmek suçlarından beraat etti.

Mursi’nin yargılanması,  İhvan’ı Müslim’in yasaklanması ve terör örgütü kapsamına girmesi hukuki değil siyasi bir süreçtir.  Mısır’da İslamcı bir iktidarın olması ülkedeki statükonun ve uluslararası aktörlerin çok iyimser yaklaşacağı bir durum değildir. Mısır’ın Ortadoğu’da çok stratejik bir ülke olması ve bölgede örnek alınma potansiyeli olan en etkili ülke olması yaşanan süreci tetikleyen sebeplerden biridir sadece. Mısır için Arap Siyasal Düşüncesi’nin kalbi demek yanlış olmaz. Askeri ve ekonomik alanda olmasa da entelektüel alanda çok güçlü bir geleneği vardır. Mısır’da olabilecek bir hareketlenme sadece Mısır ile sınırlı kalmaz ve tüm bölgeyi etkiler. Böyle bir ülkede iç ve dış aktörler değişimden yana değil statükodan yana tavır göstermişlerdir bu yüzden. Tüm bu yaşananlara karşın Mübarek’in iktidardan düşme sürecini ise miadını doldurmuş bir liderin düşmesi olarak değerlendirebilir.

İktidarda İslamcı bir liderin olması Mısır’a biçilen geleneksel rolün dışına çıkılması demekti. Mısır’ın uluslararası alanda nasıl hareket edeceği uluslararası toplumu yakından ilgilendiriyordu. Nasıl bir dış politika izleyeceği, Batı ile ilişkilerinin nasıl olacağı, İsraile’e karşı politikaları, Körfez ülkeleriyle ilişkileri, Filistin Meselesi’ne desteği, Türkiye ve İran ile ilişkilerinin nasıl olacağı merak konusuydu.  Fakat Mursi kendinden beklendiği kadar radikal politikalar değil dengeli bir dış politika izlemeye çalışmıştır.

misir-004

 

Geleneksel Mısır dış politikasından farklı bir dış politika…

Mursi dönemi Mısır dış politikasına baktığımızda genel olarak Mübarek döneminden farklı olarak Mısır’ın daha da bağımsız ve aktif bir politika yapması hedeflenmiştir.  Bu bağlamda Mursi otuz yıldan sonra İran’ı ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı oldu. Burada İran’ın Suriye’de uyguladığı politikayı ve Esed’e verdiği desteği eleştirdi. Bunun dışında Mursi Çin’i ziyaret etti.  Mısır’ın Arap dünyası ile Afrika arasında işbirliği merkezi haline gelmesini ve Afrika ekonomisinin güçlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Körfez ülkeleriyle dengeli bir ilişki kurmayı amaçlayan Mursi yönetimi İslam ülkeleri arasında işbirliğinin artırılmasını dış politikada öncelikler biri haline getirmiştir.  Mursi, Mısır’ın dış yatırıma ihtiyacı olduğunu ve başta Batı ülkeleri olmak üzere Körfez ülkeleri ve Türkiye’ye bu konuda çağrıda bulunmuştur. Mursi’nin Filistin meselesinde aldığı tavır geleneksel Mısır dış politikasından farklı olduğunu gösteriyordu. Hamas ile El-Fetih arasında arabulucu rolü oynamak istemiştir Mursi. 2012 Gazze saldırısı sonrasında Mısır, yıllar sonra ilk defa açık bir şekilde Filistin tarafında bir pozisyon almıştır ve kendisinin bölgede bağımsız aktör iddiasını pekiştirmiştir. Bu çerçevede İsrail saldırısından bir gün sonra Başbakan Hisam Kandil, bombardıman altındaki Gazze’yi ziyaret etmiştir. Mehmet Özkan’ın deyişiyle Mısır, Mursi döneminde dış politikadaki üç saç ayağı olan Batı, Afrika ve Ortadoğu’yu dengede tutmaya çalışmıştır.

Statükonun korunma isteği…

Bölgesel ve küresel güçlerin 2013 yılında Mursi’ye yapılan darbeye karşı takındıkları tavırları incelediğimizde aslında statükonun korunmak istediğini rahatlıkla anlayabiliriz. Vehhabi İslam’a karşı Siyasal İslam’ın güçlenmesi, Körfez ülkelerinin hiç istemeyeceği bir durumdur.  Ayrıca ‘Arap Baharı’nın’ kendi ülkelerine sıçrayabileceği korkusu Körfez ülkelerinin, başta Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE’nin 2013 Mısır askeri darbesini desteklemelerini sebebiyet vermiştir.  İsrail ise yanı başında ki bir devlette İslamcı bir yönetimin olmasını kendi ulusal güvenliği için tehlikeli olarak görüyordur.  Mısır, Camp David’ten beri İsrail için önemli bir engel teşkil etmiyordur…  Ayrıca Mursi’nin Filistin Meselesi’ne bakışı Mübarek’ten farklıdır. Keza Mursi iktidarı döneminde Gazze ile Mısır arasındaki sınır kapısı açılmıştı ve Filistin’e bir takım yardımlar yapılmıştı.

ABD’nin tavrı ve Mısır…

ABD’nin tavrına bakacak olursak, Mısır, ABD’nin en çok dış yardım yaptığı ülkelerden biridir ve Ortadoğu’da önemli müttefiklerindendir.   ABD, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrildiği 3 Temmuz Darbesinin ardından Temmuz ayı sonrasında Mısır’a yaklaşık kırk yıldır yaptığı yardımları askıya almıştı. Yardımların askıya alınması kararı ile birlikte Mısır’a ulaştırılan askeri mühimmat ve silahların sevkiyatı 2013 Temmuz sonu itibariyle tamamen durmuştur.  Fakat ABD’den yapılan resmi açıklamalarda özelikle darbe kelimesini kullanmamıştır.  Bir süre sonra ise darbe yönetimi ile ilişkiler normalleşme sürecine girmiştir. Demokrasi, Özgürlük, İnsan hakları gelişmesi gibi talepler ABD’nin ‘kırmızı çizgileridir.’ Mısır’daki darbe bu üç kavramın ihlalinin apaçık delilleri ortadayken ABD’nin darbe sonrasında Mısır ile tekrarda ilişkilerini düzeltmesi aslında ABD’nin doğru yol yerine kolay yolu seçtiğini göstergesiydi.  Mısır gibi bir müttefiki kaybetmek ABD’nin hiç istemeyeceği bir durumdu. Ayrıca bölgedeki diğer müttefik ülkeler olan İsrail ve Suudi Arabistan’ın Sisi’yi desteklemelerini beklemiştir.

Türkiye’nin Mısır’da yaşananlara tepkisi…

Türkiye ise Arap Baharı ile başlayan Ortadoğu’da ki halk hareketlerinin tamamını desteklemiştir. Diktatörlerin devrilmesinin demokrasi yolunda önemli bir adım olacağı düşüncesindeydi. Mısır’da da aynı düşünce ile ‘25 Ocak Devrimini’ ve Mursi iktidarını destekledi. Türkiye Mısırla birlikte Ortadoğu Sünni bloğun iki ana ülkesiydi. Mısırda iktidarda kendisine yakın bir gücün olması Türkiye’nin Ortadoğu’da elini güçlendirecekti. Türkiye ‘Arap Baharı’ şekillenen yeni Ortadoğu’da Mısırı, ekonomik ve siyasi olarak en büyük müttefiklerden biri olarak görüyordu. Mursi döneminde Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler en üst seviyeye çıktı. Mısır’da olan askeri müdahaleye en sert tepki gösteren ülkelerden biri de Türkiye’dir. Müdahaleyi darbe olarak nitelendirmiştir

Mısır’da Mursi’nin darbe ile indirilmesi gelişebilecek olan olası bir yeni ittifakında önünü kesmiştir. Türkiye, Mısır ve Katar oluşturacağı bu ittifak Ortadoğu’da yeni bir denklem demekti. Türkiye Mısır’da darbe olduktan sonra Ortadoğu’da uyguladığı aktif politikasından geri adım atmaya başlamıştır. Suriye’de Esed’in düşmemesi ve İsrail’in 2014 Gazze saldırıları da Mısır’ın darbeden sonra değişen dış politikasına bağlanabilir. Bugün Ortadoğu’da bu güçlere karşı koyabilecek bölgesel ortak bir irade yoktur.  Mursi’nin düşürülmesi küresel ve bölgesel güçlerin statükoyu korumak istediğinin açık bir göstergesiydi. Mısır’ın uluslararası alanda geleneksel bir rolü vardı ve Mursi bu role uymuyordu.  İslamcı siyasetin iktidarda tezahürüne karşı uluslararası toplumun anında ‘İslamofobia’ algısı devreye girmiştir. Mısır darbesiyle 1991 Cezayir, 2006 Filistin seçimlerinden sonra üçüncü defa İslamcı siyasetin önü kesilmiş oldu.

 

Ömer Faruk Aydemir, Kaçak Yolcu için yazdı…

 

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Şiar’dan Kudüs dosyası Şiar’dan Kudüs dosyası   Serap Kadıoğlu yönetimindeki Şiar dergisi, “Kudüs ...
Özlem Karapınar yazdı… Özlem Karapınar yazdı… Emre Ergin’in 2014 yılında Dedalus Yayınevinden ...
Akif üzerinden yakın tarih okumak Akif üzerinden yakın tarih okumak Tire Yayınları, Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz ...
Vicdan Manzaraları Vicdan Manzaraları Öyle bir dönemdeyiz... Konuşulacak, konuşulması gereken ...
Hüseyin Karaca yazdı… Hüseyin Karaca yazdı… Bir diğeriyle kurduğumuz ilişki ve iletişim, ...
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...