17 Ekim 2017 Salı;
SÖYLEŞİLER >> Molla Mahmud Aslani ile…
15.Mayıs.2017 18:31

Kalkandelen, Makedonya Cumhuriyeti‘nin Kuzey-Batısında bir şehirdir. Şar Dağı eteklerine kurulu ve Şkumbim Nehri kenarındadır. Kalkandelen Makedonya Cumhuriyetinin Başkent Üsküp ve Manastır’dan sonra üçüncü büyük şehridir. Günümüzde Makedonya’nın en büyük şehirlerinden olan Kalkandelen’in üç değişik ismi vardır. Türkler Kalkandelen, oysa Arnavutlar Tetova adını kullanmaktadırlar.
Coğrafi durumuna bakıldığında Kalkandelen Makedonya’nın kuzeybatısında, Polog Bölgesi sınırları içinde yer alır. Tepeleri 2800 metreyi aşan Şar sıra dağları e Suva Gora (Kuru Dağlar) arasındaki 8-13 kilometre genişliğinde ve 56 kilometre uzunluğunda olan Polog vadisi bulunmaktadır. Kalkandelen şehri bu yemyeşil vadinin ortasında ve Şar sıradağlarının eteklerinde kurulmuş bir şehirdir. Kenti, Köpük (Şkumbim) Deresi ikiye ayırmaktadır. Ayrıca, şehrin 4 kilometre güneydoğusundan akan Vardar nehri Kalkandelen ovasını sulamaktadır. Şkumbim deresi Yukarı Vardar’ın en büyük koludur ve Şar dağlarının kuzeyinden iki ayrı kaynaktan birleşerek doğar.
Son nüfus sayımına göre Kalkandele’nin etnik bakımından nüfusun %77,3 Arnavutlar’dan oluşmaktadır. Arnavutların bu kadar yüksek olması tabii artış, doğurganlık oranının yüksek olması ve teknik artış olan göç vasıtasıyla bağlıdır. İkinci sırada ise Makedonlar toplumun %18,4 bir oranla oluşturmaktadırlar. Fakat Makedonların Kalkandelen’deki nüfusu giderek bir azalma eğilimindedir. Bu, doğurganlık oranının düşüklüğü ve dışarıya, özellikle Üsküp’e yapılan göçler bu sonucu meydana getirmektedir. Kalkandelen ve çevresinin üçüncü etnik grubunu %1,9 oranla Türkler oluşturmaktadır.
Kalkandelen’de nüfusun çoğunluğu % 80,7 oranında müslümanlar oluşturmaktadır. Ayrıca müslümanların çoğunu Sünni olup Hanefi mezhebine bağlıdırlar. Dini mensubiyet açısından ikinci sırada %18,5 oranında Hıristiyanlar vardır. Bilindiği gibi Makedonya’daki Hıristiyanlarının çoğu Ortodoks mezhebine bağlı olup aralarında Katolik ve çok az sayıda Protestan da vardır.
Din mensuplarının etnik kökenine dayalı bir değerlendirmede bulunursak Arnavutlar, Türkler, Romenler ve Torbeşlerin tamamının İslam dinine: Makedonlar, Ulahlar ve Sırplar’ın tamamının ise Hırstiyan Ortodoks mezhebine mensup olduklarını görmekteyiz.
Kalkandelen ve çevresinde yaşayan bazı etnik gruplar arasındaki sosyal ilişkilere baktığımızda dini inanç ve bağlanma konusunda etnik grupların birbirine karşı hoşgörülü ve saygılı oldukları gözlemlenmektedir. Din, özellikler İslam dini, sadece Allah ile insan arasında oluşan bir bağ değil, bir yaşam tarzı ve kültür unsuru olduğu için, Balkanların tamamında olduğu gibi, Kalkandelen ve çevresinde yaşayan etnik gruplar arasında da bir kültür bütünlüğü oluşturmaktadır.
Kalkandelen için kısaca bilgi verdikten sonra bizim asıl konumuz bu şehrin meşalesi, bulunduğu her yeri hafız ve talebe yetiştirme yuvası haline getiren Molla Mahmud Aslani Efendidir. Molla Mahmud Aslani, 15.03.1932 yılında Makedonya’nın Kalkandelen şehrinin Çiflik köyü doğumlu büyük bir muallimdir. 1967 yılından bugüne Kalkandelen’deki Alaca camiinin yanındaki binada talebe ve hafız yetiştirmektedir. Molla Mahmud olarak tanınıyor.
Hocanın ilerlemiş yaşını gözönünde bulundurarak ve sağlık sorunlarının olduğunu bildiğimizden söyleşimizi kısa tuttuk.

——————————————————————————————————————————————–

 

  • Hocam söyleşimizi kabul ettiğiniz için öncelikle teşekkür ederiz. Allah uzun ömüzler versin. Hocam ilk derslerinizi nerede ve hangi hocalardan aldınız?

İlk dini dersleri, Çiflik köyünde Molla Tahir ile Molla Beqir’den aldım. 50′li yıllardı. Komunizm rejimi olduğu için devletten kaçarak, saklanarak, çok zor şartlarda dersler alabiliyorduk. Hocalarımız kitapsız, sadece ezberden (Elif cüzünü gösteriyor) dersler verebiliyorlardı.
Şunu hatırlıyorum İkinci Dünya Savaşı döneminde Sarf ve Nahivi öğrenmek için Merov köyünde Molla Tarih hocaya gitmek için kar kış demeden günde 4 saat yürüyordum. Bu 3 yıl böyle sürdü. Askerlik görevimi bitirdikten sonra 1954 yılında Novosell adlı bir köyde imamlığa başladım ve 9 yıl imam olarak görev yaptım. Fakat o zaman imamlık yapabilmek için icazetnamen olması şarttı. Bu icazetnameyi almak için sınava hazırlandım. O vakitler Makedonya Diyanet İşler Başkanı Sayın Hacı Bedri’ydi ve kendisi o sınavın jüri başkanıydı. Sınavda sadece dini sorular sorulmuyordu Fen bilimleri alanından da sorular vardı. Allah’a hamd ederim ki icazeti alabildik ve göreve başladık elhamdulilah.”

 

  • Bu işe yıllarınızı vermişsiniz. Peki niçin bu işi yapmaya karar verdiniz, sebebini öğrenebilir miyiz?

12744598_782204121910448_2017487172893155579_nDediğim gibi o zor dönemde hocalardan ilk dersleri aldım. Novosela’da 9 yıl imamlık yaptıktan sonra 1967 Kalkandelen’de Alaca Camiide muallim olarak işe başladım ve o zamandan beri bu işi yapmaktayım. Allahın yardımıyla takriben bu işi 55 yıldır yapmaktayım. İlk yıllarda devlet talebe yetiştirmemize hiç izin vermiyordu. Talebe yetiştirmek çok zordu, sonra devlet ebeveylerden “çocuğu hocada okutma izni” gibi bir izin kağıdı almayı şart koydu. Neyse ki zor da olsa biraz izin verdi. Ama talebelerin kitap (Elif cüzü) taşımalarına izin vermiyordu devlet. Ağızdan ezber okumaya başladık, tabiki öğrenciler bu durum çok zordu. Bir kaç yıl sonra biz devletin üst makamlarına bir dilekçe yazarak dedik ki “bizim dinimizde sadece ezberden okuma olmaz, kitap da lazım”. Bu şekilde yazıp gönderdik ve Allah’a çok şükür olumlu cevap aldık. Elifcüzü kitaplarıyla çalışmaya başlayabildik ama bu seferde talebeleri sadece haftasonları okutabilirsiniz dediler. Sonra rejim giderek etkisini kaybetti. Biz de artık her günü talebeleri okutmaya başladık çok şükür.”

 

  • Peki bunca yıldır çalışıyorsunuz. Hiç tatil yapar mısınız?

Hayır benim tatilim yoktur. Hayatımda hiç tatil yapmadım. Talebeler de sadece Ramazan ve Kurban Bayramlarının ilk günleri tatil için izin veriyorum, Başka tatil yok. Tatille olmaz bu iş, okumamız çalışmamız lazım. Yani ben bu işe başladığımdan beri sabah namazından önce başlayıp yatsı namazına kadar talebe ve hafız yetiştirmekle meşgulum. Tatil yok. Ayrıca hafız adayları jüriye çıkmadan önce daha yoğun çalışıyoruz ve talebeyi dinlerken gecenin geç saatlerine kadar bazen camiide kaldığımız oluyor.

 

  • Bu işe yıllarını vermiş birisi olarak, ne tür zorluklarlarla karşı karşıya kalmışsınız?

Bir çok zorluklarla karşı karşıya kaldık. Tek tek anlatsam günler yetmez. Şunu diyebilirim, bu işe başladığımda burasını bir “İslamı yayma meşalesi” olarak gördüm. O gün bugündür bu duygularla işimi yapmaya çabalıyorum. Bizi devlet her zaman rahatsız etmiştir. Şimdi biraz daha rahatız ama önceden devlet bize çok zorluklar yaşatmıştır. Yani düşünebiliyor musunuz hafız yetiştirmek istiyorum. Yetiştiriyorum da ama hafız adayını dinleyecek jüri bulamıyordum. Köy köy, kasaba kasaba hafız arıyorduk ama bulamıyorduk. O kadar zordu. Yani devlet müslümanları Kur’anı okumalarına izin vermemek için her türlü zorluğu yaşattı.

 

  • Peki şimdiye kadar ne kadar öğrenci, hafız, talebe yetiştirdiniz?

Untitled11Şimdiye kadar 170’i aşkın hafız yetiştirdim Allahın izniyle. 300′den fazla talebe bir kaç cüz ezberleyip hafız olmadan ayrıldılar. Bunlara çok üzülülürüm ama ne yapalım. Sadece talebe olarak okuttuğum binlerce öğrencim olmuştur. Tamamını hatırlayabilmem mümkün değil. En hızlı hafız olan bir talebem vardı. 1 yıl içinde hafız oldu. Genellikle 2 ya da 3 yıl sürer hafız olma süreci. Çalışma metoduma gelince ben eski hocalardan öğrendiğim sistemi uygulamaktayım. Önce birinci cüzün son sayfasını (20.sayfasını) ezberletiyorum. Sonra ikinci cüzün son sayfasını (40.sayfayı), üçüncü cüzün son sayfasını. 30. cüzün son sayfasına kadar geldiğinde biz buna birinci devre diyoruz. Sonra ilk cüzün 19.sayfasını (yani son sayfasının bir öncekini) ezberletiyoruz. Sonra 20. sayfasını (daha önce zaten birinci devrde ezberlemiş sayfasını) dinliyoruz ve böyle son cüze kadar devam ediyoruz. Böylece devam ediyoruz. Cüzün ilk sayfasına geldiğinde bir manada bütün Kur’anı ezberden dinlemiş oluyoruz. Hafız adayı jüri karşısına çıkmadan önce birkaç defa Kur’anı tamamını ezberden diniyoruz ve hafız adayı jürinin karşısına çıkmaya hazır vaziyette gelmiş oluyor. Şunu da diyeyim 25 yıl önce en genç talebem 7 yaşına girmeden önce hafız olmuştu. Yani okula başlamadan önce hafızlığını bitirmişti. Bu Allah’ın büyük bir nimetidir.

 

  • Hocam bugün Balkanlar’da özellikle Makedonya’da müslümanların durumları için ne söyleyebilirsiniz?

Ne söyleyeyim şimdi görüyorum ki herkes istediğini yapıyor, konuşuyor vs. Önceden terbiye ve saygı vardı. Devlet daha çok baskı yapıyordu ama bizim daha çok öğrencilerimiz vardı. Şimdi daha rahat, devlet baskı yapmıyor ama daha az öğrencimiz var. Yani devlet çalışmayın dediği günlerde bizim daha çok öğrencimiz vardı. Şimdi devlet rahat bırakıyor ama eskisi gibi öğrenci yok. Sebebi ise terbiye ve saygı eksikliğ var. Artık gençler ne yaşlılara ne anne-babalara saygı göstermiyorlar. O yüzden eskisi gibi öğrencilerimiz yok. Ama Allah’a çok şükür yine öğrencilerimiz var ve hafız olmaya hevesleri gitgide yükselmektedir.

 

  • Peki Türkiye’de yaşayan müslümanlar için ne söyleyebilirsiniz?

Evet Türkiyeden çok misafirlerimiz olmuştur. Hem Cumhurbaşkan Sayın Erdoğan hem de Sayın Davutoğlu buraya zirayete geldiler. Aslında bu yeni binamızı (bir kaç yıl önce yeni binaya taşındılar oysa yıllardır Alaca Camii’nin 1. katında talebe yetiştirmiştir) Sayın Erdoğan’ın arkadaşları yaptı Allah onlardan razı olsun. Bu binada mutluyuz ama eski yerimiz daha çok bereketliydi. Türkiye son yıllarda çok gelişmiş ama din açıdan o eski hocaların vermiş oldukları nasihatleri hala yerine getirmiş değiller. Daha fazla çalışmaları gerekiyor. Şunu diyebilirm, İslam Araplar’dan çıkmış, Osmanlılarla yayılmıştır. Bizlere de Osmanlılar vesilesiyle ulaşmıştır. Eskide bahis Osmanlıdan açıldığında hocalarım özlemle bahsediyorlardı.”

  • Hocam bize kıymetli zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Allah’a emanet olun. Dostlara selam söyleyin.
Molla Mahmud Hoca şimdiye kadar onlarca ödül aldı. Fakat hocayı değil de bizi en çok gurulandıran hediye 30 Temmuz 2012 Arabistan’ın Cidde şehrinde Uluslararası Kuranı-Kerim teşkilatının organize ettiği ve Suudi Arabistan kralı Abdullah’ın davetlisi olarak, dünyanın en başarılı Kuranı-Kerim muallimleri davetliler arasında Molla Mahmud Aslani Efendi’nin yer alması oldu. Dünyada Kuranı-Kerim öğreten, hafız ve çok sayıda talebe yetiştiren en başarılı şahıslara, Suudi Arabistan Kralı Abdullah tarafından 2012 yılında Dünyanın en iyi Hafız yetiştirme Hocası olarak hediye verildi.
Molla Mahmud Aslan’ hocamız yılardır sabah namazından önce başlayıp yatsı namazına kadar talebe ve hafız yetiştirmekle meşgul. 84 yaşında olmasına rağmen bu görevi ilk günkü gibi devam ettirmekte. Talebelerinin arasında Professor, Doktor ünvanlarını alanlar da var.
Bu söyleşinin ardından hocamızdan duasını istedik. Temennimiz Allah hocamıza uzun ve bereketli ömürler versin. Allah ondan razı olsun. Başımızdan eksik etmesin.

 

Melamet dergisi arşivinden…

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Şiar’dan Kudüs dosyası Şiar’dan Kudüs dosyası   Serap Kadıoğlu yönetimindeki Şiar dergisi, “Kudüs ...
Özlem Karapınar yazdı… Özlem Karapınar yazdı… Emre Ergin’in 2014 yılında Dedalus Yayınevinden ...
Akif üzerinden yakın tarih okumak Akif üzerinden yakın tarih okumak Tire Yayınları, Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz ...
Vicdan Manzaraları Vicdan Manzaraları Öyle bir dönemdeyiz... Konuşulacak, konuşulması gereken ...
Hüseyin Karaca yazdı… Hüseyin Karaca yazdı… Bir diğeriyle kurduğumuz ilişki ve iletişim, ...
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...