19 Nisan 2018 Perşembe

“Mitat Enç’in dış dünyayla arasında kesif bir karanlık var. O, bu kesif karanlığa mahkum olanlardan değil. Körlüğü mahpushane kılıp kendini bu mahpushaneye hapsetmemiş. Genç yaşında kapanan gözleriyle bir eğitim meşalesi olup parlamış.”

————————————————————————————————————————————

Bazı körler var. Işığı perdelenmiş zihinler… Dış dünyayı görememelerinin, fiziki karanlığa mahkum olmalarının aksine aydınlık iç dünyaların, içe bakan derin bakışların sahibidir onlar. Kör olmayanların, sağlamların göremedikleri incelikleri görürler. İçine düştükleri karanlığın tersine hepimize ışık olurlar. Aşık Veysel, Cemil Meriç, Mitat Enç gibi mesela. Kimi sazıyla kimi sözüyle, kimi dur durak bilmeyen gayretiyle… Evet, Mitat Enç’in de dış dünyayla arasında kesif bir karanlık var. O, bu kesif karanlığa mahkum olanlardan değil. Körlüğü mahpushane kılıp kendini bu mahpushaneye hapsetmemiş. Genç yaşında kapanan gözleriyle bir eğitim meşalesi olup parlamış. Üniversite yıllarında gözlerinden rahatsızlanıp kör olması onu bıktırmamış. Yurtdışında pedagoji alanında doktora yapmış. Altı Nokta Körler Derneği’nin kurucusu. “Beyin Gücü” adlı kitabı üstün zekalılar ile ilgili bir kitap ve alanında zirve. Bütün bu akademik başarılarının ve eğitimciliğinin yanında en büyük özelliği güçlü edebi yanı. Sağlam bir kalemi var. “Bitmeyen Gece” ve “Uzun Çarşının Uluları” kitaplarına şöyle bir göz gezdirmek onun bahsettiğimiz yönünü keşfetmeye yeter.

Bitmeyen-Gece-Mitat-Enc

“Uzun Çarşının Uluları” ise enfes bir şehir kitabı. Beş Şehir, Altıncı Şehir kitapları gibi. Yazar memleketi Antep’i anlatıyor. Antep’e dair hatıraların, çocukluğun, şehrin insanlarının dokunaklı bir dille anlatımı. Antep’in ruhunun… Bitmeyen Gece” bir otobiyografi romanı olarak değerlendirilebilir. Kitapta standart roman yazma tekniğinden ziyade soru cevap şeklinde bir anlatım söz konusu. Bu daha dikkat çekici bir yöntem olarak değerlendirilebilir. Enç, körlüğünden başlayarak bütün yaşam sürecini anlatıyor. Ve içine düştüğü sıkıntıları.

Ali Çolak, 8 Mart 1997 yılında Zaman gazetesinde “ Uzun Çarşının Uluları” kitabının Ötüken’den yayınlanması dolayısıyla bir yazı kaleme alıyor.  Bu kitabı A. Turan Alkan aracılığıyla tanıdığını hatırlatıyor. A. Turan Alkan’ın “Altıncı Şehir” kitabının önsözünden şu bölümü yazısına alarak giriş yapıyor. “Bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, Kadr-ü kıymeti bilinmemiş eser.  Işığı perdelenmiş bir zihnin kendi mazisine düşürdüğü sihirli bir ışık demetiydi. ‘Uzun Çarşının Uluları’

Ali Çolak, Uzun Çarşının Uluları kitabının Antep’i anlatırken aslında bir çarşı dekorunun önünde o çarşıya ruhunu veren ve o çarşının kültürüyle şekillenen sıradan insanları anlattığını söylüyor. Esnaflar, meczuplar, halk adamları… Kitapta dikkat çekici bir diğer önemli yönün sadelik ve sıradanlıkla iç içe geçmiş portrelerin anlatımındaki zengin, içten, özenli Türkçe ve dil işçiliğinin olduğunu da yazıyor.

 

uzun-carsinin-ululari_avatar

“Uzun Çarşının Uluları” kitabının anlattıkları bugün daha da dikkate değer özelliğe sahip. Çünkü artık eski çarşılardan, bedestenlerden, esnaftan, çocukluktan eser kalmadı. Şehrin ruhunun soluklandığı çarşılar yerini dev alışveriş merkezlerine bıraktı. Şehrin bir hikayesi insanların menkıbeleri yok artık. Birbirine değmeyen, dokunmayan hayatlarla dolu her yer. Hep telaşlı, aceleci… Yüzlerindeki çizgilerin yüzlerce hali aydınlattığı zanaatkarlar çekilip gitti. Hep birbirinin aynı surat ifadesine sahip tezgahtarlar, kasiyerler dolu. Evet, hayatımızdan nelerin eksildiğini görmek ve var olanları korumak için bir daha okunmalı “Uzun Çarşının Uluları”. Uzunca bir dönemdir içine tıkılıp kaldığımız tektipliğin kültürel baskıcılığın şiddetini görmek açısından da değerlendirilmeli “Uzun Çarşının Uluları”. Toplumsal zenginliğimizin ne denli büyük olduğu, içinde cem olduğumuz kadim medeniyetimizin insancıllığı bu kitapla daha iyi anlaşılacak. Mahalleyi oluşturan çarşı, cami, okul üçlemesinin hayatiyeti… Bizi biz yapan ruhun yeniden gerekliliği…

1909 yılında Gazi Antep’te doğan, 1991 yılında Yalova’da ölen Mitat Enç, önemli akademisyen, pedagog ve edebiyat simalarımızdan. Körlüğüne rağmen her daim ışık kaynağı olan umutsuzluğa düşmeyen koca bir yürek.

Ruhu şad olsun.

 

Muaz Ergü, Kaçak Yolcu için yazdı…

 

Yoruma kapalı.

Etiketler:
Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...