17 Ekim 2017 Salı;

“Dergilerin özellikle de edebiyat dergilerinin tembel ve sessiz duruşları hoşuma gitmediği için dikkat çeken, biraz şiirsel, biraz akılda kalıcı olmasına dikkat ettim.”

—————————————————————————————————————————–

İzdiham’ın çıkış öyküsü nasıldır? Kimler, nasıl bir araya geldiler ve ilk sayı çıktı? Derginin ismi üzerine de bilgi verirseniz seviniriz?

İzdiham Dergisi’ni çıkartmadan önce Bağdat Caddesi’nde kiralık dükkân aradım hafta sonları. Benim derdim bir makarna dükkânı açmaktı. Makarna dükkânı açacak ve bütün arkadaşlarımla orada buluşacaktım. Doğuda yedirip içirmek adettendir. O makarna dükkânında yiyecek, içecek, yalan söyleyecek, başedemediğimiz hayatın kesif kokularını  hatırlayıp iç çekecektik. Çok gezdim Cadde’de. Kiraların pahalı olmasından dolayı ve aslında cebimde birkaç kuruşla altından kalkamayacağımı anlayınca bir dergi çıkarmaya karar verdim. Makarna dükkanı için kiralık yerler çok güzeldi ama beş parasızdık.

Elbette ilgisi var makarna ile edebiyat dergilerinin. Yoksulların ve üniversite öğrencilerinin en fazla yediği yemek makarnadır. Bulgur bile hak ettiği kadar artık sofralarda yer almıyor. Çünkü değirmenleri mahvettiler. Hem yoksulların, hem de öğrencilerin masumiyetine inanırım. Edebiyat dergilerinin de. İsmet Özel de telefonda “Sen neden dergi çıkarıyorsun?” diye sormuştu. Aynen böyle anlatmıştım. Ya makarna dükkânımız olacaktı, ya da dergimiz. Bari birini başarayım dedim. Şükürler olsun ki dergiye kavuştuk.

Sonra edebiyatla hiç alakası olmayan arkadaşlarıma anlattım. Makarnayı çok sevdiklerinden dergiye “hayır” demediler. Ali, Hakan, Özer.  Biri polis ve Denizli’deydi, diğeri Trabzon’da idi ve dolmuş şoförlüğü yapıyor, en alakadar olanı ise editör bir internet sitesinde. Böyle bir öyküsü var İzdiham’ın.

 

Dergiye bir dönem ara verdiniz. Niçin böyle bir süreç yaşandı ve yayını durdurup, sonra yeniden başlamayı planlamak nasıl bir iç dinamiği işletiyor?

Dergiye ara vermemin esbab-ı mucibesi amatörlükten hoşlanmamam. Tek dergi dağıtım şirketi var ve maalesef oradan istediğimiz neticeyi alamadık. Bir de ben bir edebiyat dergisinin daha fazla yerde, daha fazla insana ulaşmasını istiyordum. Yay-Sat’a vermek ve Şırnak’takilere, Artvin’dekilere, Uşak’takilere ulaşmasını istedim. Bunu da Allah nasip etti.

 

Biraz dergi ekibinizden bahseder misiniz?

Dergi ekibimiz yok maalesef. Klasik anlamda yok. Biz öncelikle iyi arkadaşlarız. Saatlerce oturup saatlerce dergiden konuşmayabiliyoruz. Çünkü yaşamadan hiçbir şeyin gösterisine girişilmemesi gerektiğine inanıyorum. Herkesin bir hayat hikayesi var ve hepimizin hikayesi öncelikle iyi birer şiir. Halil Öztürkci, Berkan Ürgen, Tarık Taş, Özer Turan, Güven Adıgüzel, Yasin Kara, Beyazıt Bestami, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Yağız Gönüler. Sonradan aramıza katılan Çağrı Oruk, Kaan Burak Şen, Seydi Özçal, Seda Bilici, Merve Çetin, Enes Aras, Recep Kayalı, Mahmut Özkızıl da desteklerini esirgemiyorlar.

İZDİHAM

—————————————-

Edebiyat dergilerinin küçücük bir çemberde gezinip durmasından hoşnut değildik. İstedik ki bir edebiyat dergisi Hakkari’de de olsun, Mardin’de de. Herkese ulaşsın ve herkes edebiyat dergisi okuyabilsin. Takvim Gazetesi’nden daha mı az değerli ki bir edebiyat dergisi onun kadar dağıtılmasın?

——————————————

Edebiyat, müzik, sinema… Bütün bu alanların hepsi ile ilgili ürünler yayınlayan bir dergi olarak, İzdiham’ı vareden poetik gerekçeleriniz nelerdir?

Poetik kelimesini bilmiyorum ki ben. İnanın ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. O yüzden bu sualinize sağlıklı bir cevap veremeyeceğim. Söylenmesi bile zor kelimelerin, yerli olmayan, bizden olmayan kelimelerin canımızı sıkmasına izin vermiyoruz.

 

İlk sayınızdan itibaren “Yaşamak Sağlığa Zararlıdır”, “Hepimiz Ölecek Yaştayız”, “Kaybetmek Güzeldir”, “Cinayet Bir Edeptir” gibi sıra dışı slogan cümleler ile tasarlanmış kapaklar sundunuz? Bu sloganların derinlerinde neler var. İzdiham neye dikkat çekmek istiyor?

Silik olandan, sessiz olandan hep korkmuşumdur. Susanı anlamak mümkün değil. Dergilerin özellikle de edebiyat dergilerinin tembel ve sessiz duruşları hoşuma gitmediği için dikkat çeken, biraz şiirsel, biraz akılda kalıcı olmasına dikkat ettim.

 

Kasım-Aralık 2014, 15. Sayınızda derginizi bütün Türkiye’ye dağıtma kararı alarak önemli bir girişimde bulundunuz. Sizi böyle bir karar almaya iten gerekçeleriniz nelerdi ve süreç içerisindeki gözlemleriniz üzerine konuşabilir miyiz?

20.000 tirajla bir edebiyat dergisini dağıtıma sunmak ve her yerde bulunmasını sağlamak benim bile hâlâ inanamadığım bir olay. Ama inandığım ne varsa arkasında durdum. Ben İzdiham’a ve onun Türk edebiyatına katkılarına inanıyorum. Bakın izdiham.com yayına ilk başladığında yani 2006 yılının sonlarında bana şunu diyorlardı edebiyatta ismi olanlar: “Şiirin internette yeri olmamalı, olmaz.” Önce burun kıvırılan bir çalışmaydı izdiham.com. Şimdi her edebiyat dergisinin bir internet sitesi var. Olsun da zaten. Bugün bir edebiyat dergisinde yer alan şiir ya da deneme 150 kişiye ulaşıyorsa izdiham.com’da bir günde en az 2.000-2.500 kişiye ulaşıyor. Üstelik sitede asla edebi değeri olmayan, edebiyattan bihaber hiçbir metne yer vermedim. Artık bunca yıldan sonra şunu söyleyebilirim rahatlıkla: izdiham.com, Türk edebiyatını internetle buluşturan ilk büyük çalışmadır. Şu anda edebiyat dergilerinde metinleri yayınlanan, ilk kitabı çıkan birçok isim izdiham.com’da yer aldı ve biz elimizden gelen bütün desteği vermeye çalıştık, yer verdik, tanıttık. Ayrım yapmadan, sadece emek ve nitelik varsa yer verdik herkese.

Edebiyat dergilerinin küçücük bir çemberde gezinip durmasından hoşnut değildik. İstedik ki bir edebiyat dergisi Hakkari’de de olsun, Mardin’de de, Mustafa Kemal Paşa İlçesi’nde de, Maçka’da da. Herkese ulaşsın ve herkes edebiyat dergisi okuyabilsin. Takvim Gazetesi’nden daha mı az değerli ki bir edebiyat dergisi onun kadar dağıtılmasın? Bunun büyük bir maliyeti oldu bana. Borçlanarak ve aylarca uğraşarak sonunda başardık. Arkamızda kimse yok, bir kurum, kuruluş, dernek. Biz kendi çabalarımızla, kendi imkanlarımızla gerçekleştirdik edebiyattaki bu büyük hamleyi. Allah da nasip etti. Arkadaşım Halil Öztürkci’nin maddi, diğer arkadaşlarımın manevi çabalarını da unutamam.

 

Dergi çevresi olarak günümüz şiir, edebiyat ve dergicilik ortamına ilişkin görüşleriniz nelerdir?

Selçuk Bey, ben hiçbir dergi, edebiyat akımı, ortamı ile ilgilenmedim, ilgimi de çekmediler. Kendi maceram hepsinden daha dikenli, çetrefilli, dağınıktı zaten. Sadece kendi yaptığım işlerle ilgilendim. Tarihte bir yerim olmasına gerek yok, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir komşu, iyi bir arkadaş olursam bana yeterli diye düşünüyorum.

 

Selçuk Küpçük; Kaçak Yolcu için konuştu…

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Şiar’dan Kudüs dosyası Şiar’dan Kudüs dosyası   Serap Kadıoğlu yönetimindeki Şiar dergisi, “Kudüs ...
Özlem Karapınar yazdı… Özlem Karapınar yazdı… Emre Ergin’in 2014 yılında Dedalus Yayınevinden ...
Akif üzerinden yakın tarih okumak Akif üzerinden yakın tarih okumak Tire Yayınları, Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz ...
Vicdan Manzaraları Vicdan Manzaraları Öyle bir dönemdeyiz... Konuşulacak, konuşulması gereken ...
Hüseyin Karaca yazdı… Hüseyin Karaca yazdı… Bir diğeriyle kurduğumuz ilişki ve iletişim, ...
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...