21 Ocak 2018 Pazar
Blok 3 - KİTAPLAR >> Emanet Hikayeler
31.Mayıs.2017 14:15

Necip Tosun’un Emanet Hikâyeler kitabı çok faydalı, çok kıymetli bir kitap olmuş.  Kitabın değeri, geçmişten günümüze bir köprü görevi kurmasından ileri geliyor. Kitapta Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Kutlu, Oğuz Atay, Adalet Ağaoğlu, Hulki Aktunç, Orhan Kemal, Bilge Karasu, Rasim Özdenören, Sait Faik Abasıyanık,  Ferid Edgü, Kemal Tahir, Ömer Seyfettin, Selim İleri gibi ustalara ait hikaye veya kahramanlar aslına zarar vermeksizin Necip Tosun’un kalemiyle onun bakış açısıyla, başka bir atmosferde tekrar çizilmiş.

Emanet Hikâyeler’i ilk duyduğumda bir takım soru işaretleri olmuştu kafamda.  Nasıl bir kitap olduğunu tam olarak idrak edememiştim. Ustaların hikâyeleri kaldığı yerden devam mı ediyordu, orijinal hikâye değiştirilerek yeniden mi yazılmıştı, bu kalkışması zor bir iş değil miydi, gibi. Fakat kitabı okudukça Necip Tosun’un bu işi çok naif bir şekilde yaptığını gördüm ve kafamdaki soru bulutları dağıldı gitti. Çünkü orijinal hikâye ile konu veya karakter bakımından aynı olsa da yeni hikâyeler tamamen kendine özgüydü. Necip Tosun bildiğimiz bir ezgiden yeni bir müzik yapmış ve bunu da yeni bir enstrümanla çalmıştı. Biz, hem o eski ezgiyi duymaktan haz aldık hem de yeni bir şarkıyı farklı bir enstrümanla dinlemenin tadına vardık.

Kitabın faydası da şurandan ileri geliyor. Hayat ve Öykü, Türk Öykücülüğünde Rasim Özdenören, Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu, Modern Öykü Kuramı, Öykümüzün Kırk Kapısı, Günümüz Öyküsü, Doğu’nun Hikâye Kuramı, (Doğu’nun Hikaye Kuramı Hakkında bknz: http://kitapsohbetcisi.blogspot.com.tr/2016/11/dogu2nun-hikaye-kurami.html) Öykümüzün Sınır Taşları gibi inceleme kitapları nasıl ki edebiyat dünyamıza ışık tutmaktadır, Emanet Hikâyeler de hikâye biçimine bürünmüş olsa da yine aynı etkiye sahiptir. Çünkü yazar, kitapta bulunan on üç öyküde aynı zamanda kendi edebiyat yolculuğundan da kesitler sunmaktadır.  Yazarlıkla ilgili tecrübesini ve edebiyat dünyasına bakışını bu öykülerin arasına serpiştirmiştir. Bakın yazar, “Boşluğun Sesi” adlı öyküde Oğuz Atay’ın Albay’ına nasıl sesleniyor?

Yazarlık biraz garipti albayım”

“Her şeyi, herkesi yazdım, hamalları, burjuvayı, direnişçileri,  dervişleri, devrimcileri, köylüleri, işçileri, bireysel acıları, toplumsal acıları, her şeyi. Herkese, her arayışa, her görüşe, inanca uygun kısa ,kıpkısa, uzun, bilinçaltı, klasik modern, mikro, makro öyküler yazdım”

“Bir süre kendime yazıyor hiçbir ses beklemiyordum. Ancak gördüm ki insan ses gelmeyince yalnızlaşıyor, kendi kendine konuşan tuhaf bir yaratığa dönüşüyordum. Yazdıklarım görünmüyorsa ben yoktum”

“Ne dava yazarları gibi sözlerim mitinglerde pankart olarak taşınıyor, ne aşk yazarları gibi sözlerim mektuplara geçiyor ne de Doğucu yazarları gibi sözlerim kutsanıyordu”

Bu cümleler; yazarlığın sancılı taraflarını ve bir yazarın içsel süreçlerini en güzel ifade biçimi değil mi? Yazar, “İki damla” adlı öyküsünün son bölümünde ise niçin yazdığını şöyle örnekler.

“Anlamıştım ,  ben o iki damla göz yaşının açtığı boşluğa düşmüş, o kuyudan çıkmak için yazıyor yazıyordum.”

Şehrin Sesleri’nde Sait Faik ile şoförün Orhan Pamuk hakkındaki sohbeti okunmaya değerdir. Teneffüs adlı öyküde ise yazar adaylarına şöyle küçük bir sır vermiştir.

“ Ben şimdi bu metne bir ritim bulmaya çalışıyorum. Çünkü nefes almazsa insan da metin de kısa zamanda çürür, ölür. Ritim, cümleler arasındaki kopuşu önleyecek, aralarına ilmek atacak, onları birbirine bağlayacak,sonunda metni nefes alıp verecek canlı bir organizmaya dönüştürecek bir girişim.

Kitapta tüm dünyayı etkilemiş Doğu ve Batı edebiyatında önemli isimlere de rastlamak mümkün. Bu bağlamda Necip Tosun; yazar adaylarına, yazarlık süreci ile ilgili sancılarını anlatmış hem de bu isimlerle adeta kimlerin okunması, izlenmesi gerektiğini işaret etmiştir. Aslında okuma yolculuğunu bir labirente benzeterek (S.44) bizi uyarmaktadır. Okuma yolculuğunun zorluğuna işaret etmektedir.

Nietzsche’nin, Spengler’in, Sezar’ın, Shakespeare’nin, Feridüddin Attar’ın Tarık Bin Ziyad’ın, İbni Haldun’un posterlerinin yanından geçti. Yürüyor, ayak sesleri kütüphanede yankılanıyordu. Ben de peşinden gittim. Bir süre sonra her yeri aynalarla kaplı bir labirentin içine girip kayboldu. Ben de labirentlerde kayboldum”

Hem inceleme kitaplarıyla, hem öykü kitaplarıyla Necip Tosun edebiyatseverler için çok önemli bir isimdir. Emanet Hikâyeler kitabı da duvarı hikâyelerle örülmüş bir rehberlik okulu gibidir. İşte bu yüzdendir ki Emanet Hikâyeler çok faydalı çok değerli bir kitaptır.

 

Özlem Karapınar; Kaçak Yolcu için yazdı…

emanet

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...