21 Ocak 2018 Pazar
MEMLEKET MESELESİ >> Barış Yolu
18.Nisan.2014 14:39

Artık bu ülkede etnik kökenler üzerinden kardeşi kardeşe kırdırma oyunları son buluyor. Barış, özgürlük, adalet… Ama herkes için! 

—————————————————————————————————————————————-

Eski ile Yeninin Mücadelesi

Artık Türkiye’de her gün yeni bir gündem ve her gündem de kendi çapında büyük bir öneme haiz. İşin doğrusu ana gündem tek: Eskiyi/eskimiş olanı savunanlar ve her geçen gün yenilenen yeniyi savunanlar. Son seçimler bunu açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Bu son yerel seçimle birlikte birçok konu da yeniden tartışmaya açılmış oldu. Neredeyse bir asır sonra ülke kendi fabrika ayarlarına döndü ve yeni bir Türkiye’nin kurulması elzem oldu.

Yeni Türkiye’nin  kritik kavşak noktalarından biri olan “Barış Süreci” çabaları seçimin gölgesinde kaldı. Hassasiyet devam ediyor. Görülen o ki; bu konu yeniden hararetini hissettirecek. Ama Cumhurbaşkanlığı seçiminin gene gündemin ortasına oturdu. Dedik ya gündem bitmez bu ülkede. Olsun, biz gene de barış sürecine eğilelim.

newroz

 

2013 yılının nevrozunda başlayan barış süreci, 2014 nevrozunda da görüldü ki umut hala canlı. Gözlenen o ki; bölge halkı akıtılan kanın durdurulması, barış ve huzur içinde yaşama konusunda kararlı. Bu sürecin bir an önce tamamlanması isteniyor haklı olarak.  Belki de barış sürecinin kesintiye uğratılması veya her an bozulma tedirginliğinden kaynaklanıyor bu acelecilik. İşin doğrusu devlet mekanizması her zaman ağır çalışır. Olaya biraz da bu açıdan bakmak lazım.

Her şeye rağmen seçimle birlikte de “Barış Umudu”nun canlı olduğu kendini hissettirdi. Nevroz kutlamaları bunun iyi bir fırsatı oldu. İlkin Öcalan’ın Diyarbakır meydanında okunan Nevroz mesajı bu umudun varlığını teyit etti. Akabinde ortaya çıkan seçim tablosu bu umudu perçinlemiş oldu.

Ama dikkat çeken bir husus; en büyük tedirginliğin, şehirdekilerden çok dağdakilerde olduğu. Çünkü her geçen gün kilo alan gerillayı tekrar harekete geçirmek zorlaşıyor. PKK dağılma sürecine giriyor. Öcalan’ın bu nevroz da barış sürecindeki umudun altını çizmesine karşılık, Cemil Bayık’ın sert mesajını biraz da böyle okumak gerekir.

 

Üç Tarz-ı seçim tablosu

Barış süreci çerçevesinde bu seçimde ayrıntıda gizli üç tabloyu paylaşmak istiyorum: Birincisi, Şeyh Said’in iki torununun Erzurum’un Hınıs (Hasan Basri Fırat) ve Tekman (Ali Sait Fırat) ilçelerinde Belediye Başkanı seçilmeleri sembolik de olsa sevindirici bir durum. Artık bölge kendisiyle barışıyor. Ümmetin yetimleri muamelesine tabi tutulan Kürtler rahat bir nefes almaya başlıyor. Bu çerçevede artık Şeyh Said ve ailesine de bir iade-i itibar gerekiyor. Mezopotamya sürgünü Merhum Abdulmelik Fırat bunu en fazla hak edenlerden. Anlaşılan kendi değerlerimizin kıymetini daha çok bilmemiz gerekiyor.

guler

İkinci önemli tablo ise; Türkiye’de ilk defa bu ülkenin zencileri muamelesine tabi tutulan başörtülülerin Belediye Başkanı seçilmiş olmalarıdır. Daha önce de meclise başörtülüsü ile girmenin yolu açılmış ve dört milletvekili başörtüsüyle meclisteki yerlerini almışlardı. Belediye Başkanı seçimlerinde, Konya’nın Meram ilçesinde başörtülü Fatma Toru, Diyarbakır Hazro ilçesinden Güler Özavcı Doğu, Elazığ Keban ilçesinden Fethiye Atlı  ve Diyarbakır Kocaköy’de Berivan Elif Kılıç bu ilki gerçekleştirenlerden. Umarız yeni seçimlerde bu sayı artar.

leyla

Üçüncü tablo da; özellikle ismi terörle anılan doğu bölgesinde genç Belediye Başkanlarının bu seçimde ortaya çıkmış olması. Örneğin; Cizre Belediye Başkanlığına Leyla İmret (27) ve Lice Belediye Başkanlığına Rezzan Zuğurli (25) Türkiye’nin genç Belediye Başkanları olarak seçildiler. Bu tablo, yakın bir zamana kadar devlet ve PKK arasına sıkışmış gençlere ülkeyi yönetme fırsatının verilmiş olması yönüyle de önemlidir. Mesela Zuğurli, PKK’nin 1978’de yapılan kuruluş toplantısına ev sahipliği yapan Alaatin Zuğurli’nin yeğenidir. İmret ise beş yaşındayken babasının öldürülmesine şahit oluyor. Akabinde annesi ile Mersin’e göç eden İmret, bir süre sonra akrabalarıyla Almanya’ya gidiyor. Bremen’de okuyan İmret’in, Belediye Başkanlığına girmesinin sebeplerinden birinin, 22 yıl sonra babasının mezarını ziyaret etmesi olduğunu öğreniyoruz. Hepsinin farklı ama acı hikâyeleri var. Başörtülü Belediye Başkanlarının da öyle.

Özellikle son tablodan anlaşılıyor ki; 1990’ların doğudaki bütün gençleri İmret ve Zuğurli gibi şanslı değil. Çünkü doğuda yaşanan hadiselerin etkisiyle çoğu genç çıkış yolu olarak dağı seçmiş o yıllarda. Dağa çıkma kararı alırken çoğu lise çağında, 15-20 arası yaşlar yani… Öyle ki; çoğu lise çağındaki bu gençlerin verdikleri karardan dönüş olmuyordu artık. Ortalama üç yıllık dağ hayatından sonra ölümle sonuçlanan hayatlar… Hala yaşayanlarsa kendilerini şanslı hissediyorlar. Otuz yılda, otuz bin can… Rakamların dili kahrolsun.

Netice

Artık bu ülkede etnik kökenler üzerinden kardeşi kardeşe kırdırma oyunları son buluyor. Barış, özgürlük, adalet… Ama herkes için! Özellikle de doğu bölgesinde bu muameleye daha çok ihtiyaç var. Çünkü yıllardır bu bölgede yaşanan onca hadisenin temelinde böyle bir eşitsizlik var. Bunun etkisiyledir ki binlerce insan ne uğruna mücadele verdiklerini bilmeden birbirine kırdırılıp bu dünyadan göçüp gittiler. Geriye acılar kaldı sadece. Yeni barış süreci ise en büyük umut…

Bu hayırlı sürece herkes ve her kesimin katkı sağlaması başta bir insanlık borcudur. İnanıyorum ki artık her şeye burnunu sokan ve her taşın altında çıkan batı ve yardakçıları tarihin çöplüğüne atılmıştır. Artık savaşımı ordular değil, halkın kendisi vermektedir. Güç devletlerde değil, milletin kendisindedir. Millet uyanmış, devlet denen kirli aygıt geçerliliğini yitirmiştir. Daha doğrusu devlet artık milletindir ve var gücü ile ayağa kalkmayı başarmıştır.

Adeta bir İstiklal Mücadelesi konseptinde verilen bu savaşımda eski gidiyor ama eskimeyen yeni bir düzen kuruluyor. Daha doğrusu uzun yıllardır uyutulmuş bir güç, hasta bir beden yeniden kendini topladı ve kendini yaşamak istiyor. Bu sağlıklı, zinde gücü kabullenmek istemeyenler ise içine bütün kirli oyunlarını da katarak var güçleri ile karşı koymaya çalışıyorlar. Artık geç… Bu millet uyandı ve şahlanış devam ediyor.

Umarız Barış Süreci bu dağa kaçış algısını kırmıştır. Temennimiz; son yerel seçimde sembolik de olsa Şeyh Said’in iki torununun Belediye Başkanı seçilmesi, Türkiye’de ilk defa başörtülü Belediye Başkanlarının olması ve terörün yoğun olduğu doğu bölgesinde genç kadınların Belediye Başkanı seçilmiş olmaları bu kırılan algının işaret fişekleridir.

 

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...