21 Ocak 2018 Pazar
Blok 1 - PORTRELER >> Akif’e bugünden bakmak
7.Nisan.2014 14:33

“Günümüz İslami duyarlıklı şairlerin içine düştüğü kahramanca kurtarıcılık kostümünü de üzerine giymemiştir. Olduğu gibidir Akif, eylediği zuhurata tabii olarak eylediğidir.”

—————————————————————————————————————————————-

Yeryüzünde insan, eyleyediklerinin ne demeye geldiğini tefekkür ettiği ölçüde faziletlenir. Eyledikleri sonucundan ortaya çıkan durum ise bilhassa önemlidir. Kişi ancak bu durumla kurduğu rabıta oranında ‘insan’ olarak, tabiri caiz ise, kalitesini ortaya koyacaktır. Günümüz dünyasında insanların yapageldikleri ne varsa nefslerinin tatmini için vuku buluyor. Yaptıklarında nefsinin izzetini gözetenler ne yazık ki oldukça az ve her geçen gün daha da azalmakta. Bu bilhassa edebiyat ve sanat alanında böyle. Sanatçılar ve onların içinden bilhassa şairler… Modern Türk Şiiri’nin serüveni düşünüldüğünde parmakla gösterilecek kaç şair vardır ki eylediklerinin önüne kendi benliğini geçirmemiş olsun? Yaptıkları yapacaklarının göstergesi olmuş olsun?.. Eylediklerinde nefsinin izzetini gözetmiş olsun?

‘Ben’ Diyeceksek Eğer…

Günümüz şiir ortamı, artık yoğunluklu olarak dergi editörlerinin şiir kalitesini hiçe sayılarak bastıkları, kitap başına alacakları parayla üçüncü – dördüncü evlerini satın almanın hesabını yaptıkları bir mecraya dönmeye başladı. Böylesi bir sahada gerek şiirin gerek romanın ve gerekse de öykünün işlevi ne olabilir? Ömer Seyfettin’in şuncacık ömründe ortaya koyduğu ürünlere bakmak, bizler için has bir yazar portresini görmeye yetecektir ancak şimdi yazımız için Ömer Seyfettin’in şu sözüne bir bakalım: “ Yarım okka ekmek otuz kuruşa satılırken kim edebiyatla uğraşabilir? Ben uğraştım.” Bu kelam bizlere bir ‘ben’den söz edilecekse, en azından ne uğruna ‘ben’ denebileceğini de gösterir. Sadece bu mu? Aynı zamanda Allah’ın bir lütfu olarak ona bahşettiği yazarlık yetisini de evvela hakikat uğruna ortaya koyduğu da açıktır. Kısacık ömürüne sığdırdıkları da bu sözünden anlaşılır zaten Ömer Seyfettin’in. Terk-i diyar eylediği zaman otopsi için fesli tıbbiyeliler önüne yatırılan bedenine realist – naturalist bir eda ile baktığımızda, bir nebze olsun cansız bedeniyle yatan öykücünün ömrünce eylediklerini daha bir derinden kavrarız.

mehmet-akif-ersoy_bankta

Tam da Yeridir Akif’i Hatırlamanın

Yaptıkları ve yaşadıkları düşünüldüğünde Mehmet Akif de gerek yapageldikleri gerekse yaşadıkları göz önünde tutulduğunda hiçbir vakit benliğini /şanını yaptıklarının önüne geçirmemiş her daim kaderinden kendine kalanı yazgısı bellemiştir. O bütün güzideliği ile Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve edebi yanlarını kavramış, bunları gerek sanatına gerekse kişiliğine sindirmiştir. Onun ismi her ne kadar ‘öteki’ olarak bellenmiş olsa da vaktin ceberutları onu ceberut görüp duyursalar da Akif bugünlere tüm fevkaladeliğiyle tüm kadirşinaslığıyla kalmıştır. Mehmet Akif sömürgeci kapitalizmin bizlere modern hayat diye yutturduğu tüm politik oyunların tümünü şiddetle dışlar. Sanatta yaşanan yenilik dalaverelerine aldanmaz çünkü Akif bunların gerçekten dönemi içinde sanatın hayatiyeti için değil devrimcilik iddalarıyla birlikte politik birer çıkar uğruna yapıldığını hakkıyla kavramıştır. Politik olan, sanata sirayet ettiği vakit Akif tam bir engel olarak çıkar ortaya. Yaşanan süreç içerisinde Akif’in hüznü derindir. Kendisinin engel olduğu yolu açmak  için debelenenlere karşı verdiği karşılık ise tam yerindedir… Safahat’ın ‘Hakkın Sesleri’ şiirinde şöyle der:

“Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:


Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!

Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

Tükürün Ehl-i Salîb’in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün! “

 

Müslümanlar’ın Gerektiği Gibi Olması

Akif kendisine bağışlanan şiir yetisi ile hem hamd etmiş hem de içinde bulunduğu zamanın toplum üzerine olan dejenerasyonunu önlemek üzeri şiiri bir ‘eylem’ aracı kılmıştır. Ancak Akif tüm araçsallığına ve elindeki değneği ve aynı zamanda bastonu olan şiire karşı hep bir mesafe içinde de olmuştur ve onu hiçbir vakit putlaştırmamıştır. Günümüz İslami duyarlıklı şairlerin içine düştüğü kahramanca kurtarıcılık kostümünü de üzerine giymemiştir. Olduğu gibidir Akif, eylediği zuhurata tabii olarak eylediğidir. Tüm yaşamı boyunca yaptığı analizler ise sadece Müslümanlar için değil tüm insanlık içindir. Ancak Akif bu analizleri yaparken Müslümanları önceler. Neden? Çünkü Akif çok ince bir zihin işleyişiyle kavramıştır ki;  Müslümaların gerektiği gibi olması tüm insanlığın gerektiği gibi olmasını kolaylayacaktır. Tüm insanlığın kurtuluşu ancak bu imkan ile sağlanabilecektir. Akif bilhassa bunu öncelemiştir. Lakin dönemi içinde yaşanan gelişmelerden dolayı Müslümanların durumu bir sarhoşluk durumudur. Bu benzetme bir hakaret , bir ifsat yaratmak için değildir. Bilhassa olanın olduğu gibi kavranması içindir. Vaktin sarhoşlarıdır onların diriliklerini bertaraf eden. Bu sebeple hatırlatır Akif ayık olmamız gerektiğini. Akif’in şiiri burası için de bir işlev taşır çünkü Akif’in şiiri, edimi olarak bellediği ne varsa amacının laf olmaksızın şiirselleşmesidir. Allah’ın en büyük lütfudur bu O’na. Modern zaman şairlerini de en çok kıskandıran budur. Ancak bu sanıldığı kadar ucuz olmamıştır.  Bedeli vardır! Akif ise o bedeli hakkıyla tüm yaşamı boyunca ödemiştir.

 

Metin Erol, Kaçak Yolcu için yazdı…

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Granada’dan Dublinliler dosyası Granada’dan Dublinliler dosyası Granada, Soma’da hayatını kaybeden madencilere adadığı ...
Yusuf Tosun yazdı… Yusuf Tosun yazdı… "Bir şiirdi, şarkıydı benim için Boğaz. ...
Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde… Bülent Ata, Zarifoğlu’nun izinde&# “Eve Gitmek İstemediğim Günler”in şairi, nihayet ...
Konuşmanın zamanı geldi… Konuşmanın zamanı geldi… Bizim için aslolan içi boş, anlamsız, ...
Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Mevsim Sonbaharsa Kitap Aşktır Fikir-düşünce dergilerinin esamisi bile okunmuyor. Edebiyat ...